Otobüs simsarlarının doğuşu

kara tarafından 15 Ağustos 2011 tarihinde Günlük kategorisinde yazıldı.

UKOME ya da İETT, hangisi sorumlu bilmiyorum ama yeni bir karar alınmış. Artık halk otobüslerinde bilet kesen görevliler bulunmuyor. Yani halk otobüslerini kullanmak için de Akbil ya da elektronik bilet kullanmak zorundasınız. Kayıt dışı kullanımın önüne geçmek adına güzel bir adım, ne var ki duraklarda gerekli alt yapı çalısmaları yapılmadığı için insanlar zor durumda kalabiliyor. Özellikle yerleşim yerlerine uzak olan duraklarda Akbil dolduracak yer bulmak sıkıntı yaratabiliyor.

Bu kararın bir başka iz düşümü de otobüslerde yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayacak simsarlar. Bugün otobüse bindiğimde Akbil’imde yeterli bakiye kalmadığını gördüm. Otobüsten inip Akbil doldurabileceğim bir yer aradım. Tabi bu sırada otobüs beni beklemedi ve otobüsü de kaçırmış oldum. Farkettim ki en yakın Akbil dolum yeri en az 5-10 dakika yürüme mesafesi uzaklığında. Belki uygulama tüm otobüslerde başlamamıştır ümidiyle bir sonraki otobüsü beklemeye başladım. Çok geçmeden geldi ve yine ücretli binemeyeceğimi gördüm. Ne yapacağımı planlarken otobüsün içindeki mülayim yüzlü bir bey, içinde benim de olduğum bir grup Akbil’siz insana, kendi Akbil’ini kullanabileceğimizi, kendisinin Akbil’ini bir kaç durak sonra doldurabileceğini söyledi. Ben dahil herkes durakta beklemek istemediğimiz için bu güzel teklife balıklama atladık.

Minibüslerde duymaya alışık olduğumuz “Ücretini vermeyen kalmasın. Var mı ücretini ödemeyen?” vb. cümlelerin arasında sekiz kişiden para topladı. Arada bir kişiye öğrenci indirimi bile uyguladı. Sonra ön tarafa geçip beş kere Akbil okuttu. O sırada biraz İETT ve UKOME’ye sinirimden, biraz da işimin görülmüş olmasından dolayı pek umursamadım ama eminim önümüzdeki günlerde bu ve benzeri manzaralar ile daha çok karşılaşacağız.

Ofise geldiğimde direkt şu haber ile karşılaştım: Halk otobüslerinde yeni dönem başladı! Habere göre İBB günler öncesinden bu durumu duyurmuş, ama toplu taşıma araçlarını seheri kullanan insanların bu duyuruları takip etmesi çok kolay olmayabiliyor. Acaba bu tip durumları düşünüp bir e-posta listesi kurmuşlar mıdır diye düşünüp İETT web sitesini kontrol ettim. E-Posta Aboneliği başlıklı bir bağlantı görünce çok umutlandım ama anladığım kadarıyla bu sistem de 2009′dan bu yana hiç kullanılmamış; İETT E-Posta Aboneliği arşiv sayfası

Umarım en kısa zamanda yerleşim yerlerine uzak ya da Akbil/Elektronik bilet doldurma imkanı olmayan duraklara gerekli destek sağlanır.

Etiketler: , , ,

Galata Kulesi

kara tarafından 27 Aralık 2010 tarihinde Günlük, Mekan kategorisinde yazıldı.

Hayatımın büyük çoğunluğunu İstanbul’da geçirdim. İstanbul‘da yaşayıp da bu şehrin güzelliklerine yabancı kalmak herhalde ömr-ü hayatımın en büyük ayıbıdır. Bir şeylere aklımın ermesi, eğitim, askerlik ve haytalıkla geçen süreyi saymazsak, son üç senedir bu ayıp ile ilgili ciddi girişimlerde bulunmadım. Eşim de benim gibi hissediyor olacak ki bu sene sürekli bu konuda birbirimizi dürtüyoruz. Aslında niyetimiz sadece İstanbul değil, güzel Türkiye’mizi gezmek, görmek ama önce İstanbul’u bitirelim, deneyim kazanalım, sonra Türkiye’ye açılırız diye düşünüyoruz.
devam »

Etiketler: , , ,

Aslan sütüyle ilk imtihanım

kara tarafından 4 Şubat 2010 tarihinde Günlük kategorisinde yazıldı.

Yaşımı tam hatırlamasam da aslan sütüyle ilk imtihanımı çok net hatırlıyorum. Oldukça küçüktüm, babam ve arkadaşları muhabbetin dibine vurmuşken merakla babama yaklaşıp, herkesin neşeyle içtiği beyaz suyun ne olduğunu sormuştum. “Rakı” kelimesi yeterli gelmemiş olacak ki bir de denemek istemiştim. Babam da sağ olsun, biraz muzırlıktan biraz da tadını alınca akıllanırım diye muhtemelen, tattırmıştı. Heves bu ya, kokusuna rağmen bir ağız dolusu rakıyı boğazımdan aşağı yuvarlamıştım. Yiğitliğe çamur sürmemek için de hiç bir şey olmamış da beğenmemişim gibi hızlıca uzaklaşmıştım. :) Bu deneyimden aklımda kalan iki şey vardı. İlki rakının tadı, ikincisi de masadaki şen şakrak muhabbet. Yıllar içinde kendim de bolca deneyimledim bu ikisini. İkisi ayrı ayrı güzel olsa da bir arada bambaşka oluyor.

FriendFeed’de Yakup Abiyi okurken, “Ben yazacak olsam ne yazardım?” diye düşünürken geldi aklıma. Madem aklıma geldi yazayım bari dedim. :)

Etiketler: , ,

Küçük kardeşim

kara tarafından 31 Temmuz 2009 tarihinde Günlük kategorisinde yazıldı.

Biraz kişisel bir yazı olacak. Uzun zamandır bu kadar kişisel bir yazı da yazmıyordum. Beni bu yazıyı yazmaya iten küçük kardeşimin son zamanlardaki sosyal ağlardaki etkinliği oldu.

Biz üç kardeşiz ve ben en büyükleriyim. Ortanca kardeşim ile aramda çok fazla yaş farkı yok, fakat küçük kardeşimle aramda epey yaş farkı var. Ortanca kardeşim ile beraber büyüdük, ne var ki küçük kardeşimle aramdaki yaş farkı, benim hayata atılmam, onun hayat dönemleri derken çok fazla yanında olamadım, olamıyorum. Yine de her fırsatı iyi değerlendirmeye çalışıyorum.

Küçük kardeşimle ilgili çok ilginç bir nokta var ki, benim ne kadar hoşuma gidiyorsa, onun da o kadar hoşuna gitmiyor sanki. Ya da bir görüş bildirmekten uzak. Fiziksel olarak çocukluğu benim çocukluğuma benziyordu. Bu benzerlik kardeşler arasında çok anormal değil elbette ki. Fakat zaman geçtikçe, benim özel bir müdahelem olmasa da kardeşim benim gençliğimde yaptığım şeyleri hem benden daha erken, hem de daha istikrarlı ve daha iyi yapıyor. Belirli noktalarda ayrılsak da bir çok noktada çok benzer kararlar veriyoruz. Gerek ben gerekse aile bireylerim bu benzerlikleri işaret ettiğimizde haliyle biraz sıkılıyor. Açıkçası empati kurduğumda ben de sıkılacağımı düşünüyorum. Sürekli birilerinin yaptığınız şeyler için “aaa bunu da abin yapmıştı” şeklinde yaklaşması pek hoş olmasa gerek.

Yine de bu konu çok ilgimi çekiyor. Verdiği kararlarda benim ne kadar etkim var bilmiyorum fakat bazen o kadar aynı kararlar veriyor ya da aksiyonlarda bulunuyor ki, birbirinin aynısı ya da bu kadar benzeri olayların ortaya çıkmasına ihtimal veremiyorum.

Geçenlerde bir facebook profili edindi kendisine, daha sonra da sırasıyla friendfeed, twitter vs bir çok sosyal ağa katıldı. En son icraatı da bisiklet maceralarını yazdığı blogu oldu. ilk yazısı çok hoşuma gitti. Blogun haricinde friendfeed akışını da ilgiyle takip ediyorum.

Sizlere de takip etmenizi öneririm. Çünkü biliyorum ki her zaman olduğu gibi bu konuda da beni geçecektir. :)

Etiketler: , ,

Kalyoncu Restaurant, Paşamandıra

kara tarafından 17 Haziran 2009 tarihinde Günlük, Mekan kategorisinde yazıldı.

Yine bir haftasonu kaçamağında beraberiz. Kuzenlerle yaptığımız karting yarışından sonra arabalara atlayıp Paşamandıra’ya doğru yola çıktık. Hedefimiz Çayağzı Deresinin (ya da daha çok bilinen adıyla Riva deresinin) yanında konuşlanmış olan, kendin pişir kendin ye şeklinde hizmet veren Kalyoncu Restaurant. Dere hattı boyunca bir çok benzeri piknik alanı ve restaurant mevcut olmasına rağmen bizim en çok gittiğimiz mekan Kalyoncu Restaurant.
devam »

Etiketler: , , , , , ,