Neden bir daha MediaMarkt’tan alışveriş yapmayacağım

25 Aralık 2014

Bir süredir satışa çıkmasını beklediğim bir fare (mouse) vardı. akakce.com üzerinden arama yapıp seçeneklerimi araştırdığımda ereyon ve MediaMarkt’ta satıldığını gördüm. Evime yakın şubelerinin var olmasını da göz önünde bulundurarak ve daha büyük bir firma olduklarını düşünerek MediaMarkt üzerinden alış verişimi yapmaya karar verdim. Logitech G302 240 marka/modele sahip ürünü sitede buldum, satın alma adımlarında başarılı bir şekilde ilerleyip 3D Secure ile ödeme yaptım. Siparişin devamında mediamarkt.com.tr üzerinde bir hesap oluşturma seçeneği çıkınca, siparişin durumunu takip edebilmek için bir hesap oluşturdum. Hesabı oluşturduktan sonra siparişlerim kısmında yaptığım satın almayı göremedim fakat o gün için üstünde de durmadım. Sisteme geç yansıyordur diye düşündüm. Ne bileyim hiç yansımayacağını.

26 Aralık 2014

mediamarkt.com.tr hesabıma giriş yapıp siparişlerim kısmına baktığımda hala siparişimi göremiyordum. “Stoktan hızlı gönderi” özelliğine sahip bir ürün olduğundan en geç bugün kargoya verilmesini bekliyordum. Siparişlerde göremeyince MediaMarkt Müşteri Hizmetleri’ni aradım ve macera başladı.

Siparişimin sisteme yansımadığını öğrendim. Online ekranlarda görememe sebebim de buymuş. İşlemleri hızlandırmak için müşteri temsilcisinin isteği üzerine bankamın online şubesine girerek, siparişimin ödemesinin kanıtı olarak dönem içi işlemler sayfasının ekran görüntüsünü paylaştım. Müşteri temsilcisine sürecin nasıl ilerleyeceğini sorduğumda durumun inceleneceğini ve muhtemelen Pazartesi sonuçlanıp, ürünün kargolanacağı bilgisini aldım. Bu bilgiyle içim rahat hafta sonuna girdim.

29 Aralık 2014

Gün içinde ara ara kontrol etmeme rağmen mediamarkt.com.tr siparişlerim sayfasında herhangi bir değişiklik göremiyordum. Akşama kadar bir haber çıkmayınca 17:50 gibi MediaMarkt Müşteri Hizmetleri’ni tekrar aradım. Müşteri temsilcisi “17:43 gibi e-ticaret biriminden cevap geldiğini, sisteme yansımayan siparişi tespit ettiklerini ve fakat bugün mesai bittiği için işlem yapılamayacağını, yarın ücret iadesinin gerçekleşeceğini” belirtti. Yeni duyduğum ücret iadesinden ziyade ürünün kargolanmasını beklediğimi, geçen hafta bu yönde bilgilendirildiğimi ilettiğimde, Müşteri temsilcisi “Sisteme yansımayan sipariş”lerde ücret iadesi yapıldığını, ürünün gönderilmediği bilgisini aktardı. “Yarın mesai saatlerinde ücretin iade edileceğinin” bilgisini verdi.

Bu noktada ürünü başka bir yerden almayı planladım fakat iki müşteri temsilcisi tarafından verilen farklı bilgilerden dolayı, olur da birisi insiyatif kullanıp ürünü gönderir ve elimde aynı üründen iki tane olur diye düşünerek vazgeçtim. Kendi kendime “zaten satın alma ile uğraştım bu kadar, bir de iade ile uğraşmayayım” dedim.

Görüşme sırasında müşteri temsilcisi ürünü sorduğunda mediamarkt.com.tr üzerinden ürünü göstermek için aradığımda ürünü bulamadım. Yani artık ürünü tekrar satın alamaz hale de gelmiştim. Bu yazıyı yazdığım sıralarda tarayıcı geçmişinden ürünün web adresine bakmak aklıma geldi ve adresi bulup girdiğimde “Ürün tükendi” ibaresini gördüm.

30 Aralık 2014

Gün boyu ara ara online şube üzerinden ücret iadesinin yapılıp yapılmadığını kontrol ettim. Saat 17:00’e kadar iade yapılmayınca tekrar müşteri hizmetlerini aradım. Bir tur daha tüm olayın üzerinden geçtik. Topun e-ticaret biriminde olduğunu öğrendim. E-ticaret birimine nasıl ulaşabileceğimi sorduğumda, ulaşamayacağımı öğrendim… Şikayet kaydı oluşturulmasını istedim.

Bu arada ilginç bir bilgiye daha ulaştım. “3D Secure ile yapılan işlemlerde, siparişlerin sisteme yansımaması sorunu ile karşılaşıyoruz.” şeklinde bir bilgi verdi müşteri temsilcisi. Yani güvenli alışverişi tercih ettiğim için bunlar başıma gelmiş.

Aynı gün twitter’dan MediaMarkt hesabına bir tweet atarak olayı sosyal medyaya da taşıdım. Özel mesaj ile iletişim bilgilerimi istediler. Bilgilerimi gönderdim ve aramalarını beklemeye başladım. Bir süre sonra aradılar. Bir kere de onlara durumu anlattım. Beni arayan müşteri temsilcisi olayı anladığını, bizzat kendisi olayı inceleyip yarın bana dönüş yapacağını bildirdi. İyi niyetimi halen kaybetmiş değilim. Bekliyorum…

31 Aralık 2014

12:30’da online şubeden kart hareketlerini kontrol edip, ücret iadesinin gerçekleşmediğini gördüğümde, henüz bir arama da almamış olduğumdan müşteri hizmetlerini tekrar aradım. Sağ olsunlar, yeniliklerle dolu, harikulade bir macera yaşatıyorlar. Bu sefer de ücret iadelerinin 10 iş günü içinde gerçekleştiği bilgisini aktardılar. Bu noktada daha pahalı bir şey almamış olduğum için sevindim.

MediaMarkt müşteri ilişkilerini yönetme konusunda benim gözümde sınıfta kaldı. Ortada bir mağduriyet var ve bunu gidermek için, twitter üzerinden attığım mesaj için geri dönmek haricinde hiç bir çabalarını göremedim. Sürekli ben onları aramak zorunda kaldım. Yaptığım telefon görüşmeleri, harcadığım zaman, ürünü alamamış olmanın ve güven eksikliğinden dolayı alamayacak olmanın hayal kırıklığı, karşılığında bir hizmet ya da ürün almamış olmama rağmen ambargo konan param… Kötü bir müşteri deneyimi arıyorsanız bu hikayeyi anlatabilirsiniz. Şu noktada bir daha MediaMarkt web sitesinden alış veriş yapmayacağımı kesin bir şekilde söyleyebilirim. Sürecin ilerlemesine göre bir ihtimal komple markayı da hayatımdan çıkartabilirim. Zaman gösterecek.

“Bu yazıyı neden yazdın?” derseniz;

  1. MediaMarkt’tan alışveriş yapmadan önce yapmış birisinin deneyimlerini okumak isteyenler ulaşsınlar istiyorum.
  2. Müşteri temsilcileri ile tekrar görüşürsem her şeyi tekrar anlatmak yerine bu yazının adresini vermeyi planlıyorum.
  3. Zararımın tazmin edilmesini bekliyorum.

Peki bence süreç nasıl yönetilmeliydi? Bana göre müşteri hizmetlerine ilk ulaşıp da şikayetimi bildirdiğim andan itibaren, iletişim kanalı belirlenmeli (E-posta, SMS, telefon) ve süreçteki her yeni durum bu iletişim kanalı üzerinden bilgilendirilerek bir sonraki adımın ne olacağı bilgisi iletilmeliydi. Ayrıca her seferinde farklı müşteri temsilcileri ile görüşmek yerine belirlediğim iletişim kanalı üzerinden tek bir müşteri temsilcisi ile ilerlemek de tüm süreci daha kolaylaştırabilirdi diye düşünüyorum. Son olarak da müşteri temsilcilerinin iyi bilgilendirilmelerini, her birinin aynı bilgileri verebilmelerini beklerdim.

Çok uzun, okumadım diyenler için; MediaMarkt sitesinden ürün aldım, siparişim sisteme yansımadı. Müşteri hizmetlerinden her aramamda farklı bilgi verildi. Şu an elimde ürün olmadığı gibi paramın iadesinin de 10 gün süreceğini söylüyorlar.

Güncelleme

5 Ocak 2015

İşlemi yaptığımın üzerinden 11, sisteme yansımayan sipariş durumunu tespit edip gerekli süreci başlatalı 10 gün oldu. Bu arada kredi kartımın hesap kesimi gerçekleşti, ekstrem elime ulaştı. Yani karşılığında hiç bir mal ya da hizmet almadığım halde bankaya bu bedeli ödemekle yükümlüyüm. Aksi gibi hala ürün mediamarkt.com.tr stoklarına girmemiş durumda. Vatan Bilgisayar da ürünü 161 TL’den satıyor.

Bugüne kadar twitter üzerinden yaptığım çemkirme üzerine aldığım arama haricinde, müşteri hizmetlerinden süreç ile alakalı hiç bilgilendirme almadım. Keza bugün de saat 17:00’e kadar bekledim fakat ne bir bilgilendirme gerçekleşti ne de ücret iadesi yapıldı. Bunun üzerine tekrar telefona sarıldım ve macerama kaldığım yerden devam ettim. Müşteri temsilcisi telefon numaramdan hikayemin geçmişini gördü fakat kendisi de neden dönüş yapılmadığını bilemedi. Bugüne kadar kendilerinden hiç bilgilendirme almadığımı, yarın kesin olarak kendilerinin durum hakkında beni bilgilendirmelerini istediğimi belirttim. Müşteri temsilcisi bunları not aldığını belirtti. Bugünü de böyle kapattık. “Yarın ola hayrola”

9 Ocak 2015

MediaMarkt cephedesinde hiç hareket yok. Zaten bir hareket olmasını da beklemiyordum. Ölü taklidi yapıyorlar resmen. Alternatif kanallar üzerinden taarruza geçmeyi planlıyorum. Yasal yollardan hakkımı arayacağım. Bu yüzden bu son güncelleme.

12 Ocak 2015

Malumunuz, arayıp haber vermek pek Media Markt’ın işi değil. Keza 9 Ocak’ta yaptıkları işlemi de arayıp haber vermediler. Bugün tesadüf eseri Cuma akşamı yapılan iade işlemine denk geldim ve paramın geri yatırıldığını öğrendim. Kendilerinden bir ses çıkmadı tabi. “Müşteriyi mağdur etmişim, 15 gün parasına ambargo koymuşum, istediği ürünü alamamış” falan filan, hikaye hepsi.

Paranın iade edildiğini görünce gittim ereyon’dan yeni bir sipariş verdim. Du’bakalım n’olcak?

14 Ocak 2015

Ereyon’dan verdiğim sipariş ertesi gün kargoya verildi ve bir sonraki gün de elime ulaştı. Üç gün, ÜÇ GÜN! Burada hem Ereyon’u tebrik ediyorum hem de MediaMarkt’ı bir kere daha esefle kınıyorum.

26 Ocak 2015

Olayların başlangıcından itibaren bir ay geçmiş oldu ve MediaMarkt sessiz sedasız parayı hesabıma yatırmaktan başka olumlu hiç bir geri dönüş yapmadı. Özür dilemedi, zararımı tazmin etme ile ilgili herhangi bir adım atmadı. Bugüne kadar da sabırla bekledim, “belki” dedim, “belki süreçleri yavaş işliyordur…” Ne yazık ki artık işleyen bir süreçleri var olduğuna inanmıyorum. Son olarak bu yazıyı MediaMarkt’ta yetkili birilerine ulaştırmaya çalışacağım ve Almanca’ya çevirip genel merkezlerine göndereceğim.

6 Şubat 2015

Media Markt & Saturn E-Ticaret Direktörü Mehmet Çelikol’dan aşağıdaki tweet’i aldım. E-posta ile konuyu özetledim.

Otobüs simsarlarının doğuşu

UKOME ya da İETT, hangisi sorumlu bilmiyorum ama yeni bir karar alınmış. Artık halk otobüslerinde bilet kesen görevliler bulunmuyor. Yani halk otobüslerini kullanmak için de Akbil ya da elektronik bilet kullanmak zorundasınız. Kayıt dışı kullanımın önüne geçmek adına güzel bir adım, ne var ki duraklarda gerekli alt yapı çalısmaları yapılmadığı için insanlar zor durumda kalabiliyor. Özellikle yerleşim yerlerine uzak olan duraklarda Akbil dolduracak yer bulmak sıkıntı yaratabiliyor.

Bu kararın bir başka iz düşümü de otobüslerde yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayacak simsarlar. Bugün otobüse bindiğimde Akbil’imde yeterli bakiye kalmadığını gördüm. Otobüsten inip Akbil doldurabileceğim bir yer aradım. Tabi bu sırada otobüs beni beklemedi ve otobüsü de kaçırmış oldum. Farkettim ki en yakın Akbil dolum yeri en az 5-10 dakika yürüme mesafesi uzaklığında. Belki uygulama tüm otobüslerde başlamamıştır ümidiyle bir sonraki otobüsü beklemeye başladım. Çok geçmeden geldi ve yine ücretli binemeyeceğimi gördüm. Ne yapacağımı planlarken otobüsün içindeki mülayim yüzlü bir bey, içinde benim de olduğum bir grup Akbil’siz insana, kendi Akbil’ini kullanabileceğimizi, kendisinin Akbil’ini bir kaç durak sonra doldurabileceğini söyledi. Ben dahil herkes durakta beklemek istemediğimiz için bu güzel teklife balıklama atladık.

Minibüslerde duymaya alışık olduğumuz “Ücretini vermeyen kalmasın. Var mı ücretini ödemeyen?” vb. cümlelerin arasında sekiz kişiden para topladı. Arada bir kişiye öğrenci indirimi bile uyguladı. Sonra ön tarafa geçip beş kere Akbil okuttu. O sırada biraz İETT ve UKOME’ye sinirimden, biraz da işimin görülmüş olmasından dolayı pek umursamadım ama eminim önümüzdeki günlerde bu ve benzeri manzaralar ile daha çok karşılaşacağız.

Ofise geldiğimde direkt şu haber ile karşılaştım: Halk otobüslerinde yeni dönem başladı! Habere göre İBB günler öncesinden bu durumu duyurmuş, ama toplu taşıma araçlarını seheri kullanan insanların bu duyuruları takip etmesi çok kolay olmayabiliyor. Acaba bu tip durumları düşünüp bir e-posta listesi kurmuşlar mıdır diye düşünüp İETT web sitesini kontrol ettim. E-Posta Aboneliği başlıklı bir bağlantı görünce çok umutlandım ama anladığım kadarıyla bu sistem de 2009’dan bu yana hiç kullanılmamış; İETT E-Posta Aboneliği arşiv sayfası

Umarım en kısa zamanda yerleşim yerlerine uzak ya da Akbil/Elektronik bilet doldurma imkanı olmayan duraklara gerekli destek sağlanır.

Galata Kulesi

Hayatımın büyük çoğunluğunu İstanbul’da geçirdim. İstanbul‘da yaşayıp da bu şehrin güzelliklerine yabancı kalmak herhalde ömr-ü hayatımın en büyük ayıbıdır. Bir şeylere aklımın ermesi, eğitim, askerlik ve haytalıkla geçen süreyi saymazsak, son üç senedir bu ayıp ile ilgili ciddi girişimlerde bulunmadım. Eşim de benim gibi hissediyor olacak ki bu sene sürekli bu konuda birbirimizi dürtüyoruz. Aslında niyetimiz sadece İstanbul değil, güzel Türkiye’mizi gezmek, görmek ama önce İstanbul’u bitirelim, deneyim kazanalım, sonra Türkiye’ye açılırız diye düşünüyoruz.
Okumaya devam et Galata Kulesi

Aslan sütüyle ilk imtihanım

Yaşımı tam hatırlamasam da aslan sütüyle ilk imtihanımı çok net hatırlıyorum. Oldukça küçüktüm, babam ve arkadaşları muhabbetin dibine vurmuşken merakla babama yaklaşıp, herkesin neşeyle içtiği beyaz suyun ne olduğunu sormuştum. “Rakı” kelimesi yeterli gelmemiş olacak ki bir de denemek istemiştim. Babam da sağ olsun, biraz muzırlıktan biraz da tadını alınca akıllanırım diye muhtemelen, tattırmıştı. Heves bu ya, kokusuna rağmen bir ağız dolusu rakıyı boğazımdan aşağı yuvarlamıştım. Yiğitliğe çamur sürmemek için de hiç bir şey olmamış da beğenmemişim gibi hızlıca uzaklaşmıştım. :) Bu deneyimden aklımda kalan iki şey vardı. İlki rakının tadı, ikincisi de masadaki şen şakrak muhabbet. Yıllar içinde kendim de bolca deneyimledim bu ikisini. İkisi ayrı ayrı güzel olsa da bir arada bambaşka oluyor.

FriendFeed’de Yakup Abiyi okurken, “Ben yazacak olsam ne yazardım?” diye düşünürken geldi aklıma. Madem aklıma geldi yazayım bari dedim. :)

Küçük kardeşim

Biraz kişisel bir yazı olacak. Uzun zamandır bu kadar kişisel bir yazı da yazmıyordum. Beni bu yazıyı yazmaya iten küçük kardeşimin son zamanlardaki sosyal ağlardaki etkinliği oldu.

Biz üç kardeşiz ve ben en büyükleriyim. Ortanca kardeşim ile aramda çok fazla yaş farkı yok, fakat küçük kardeşimle aramda epey yaş farkı var. Ortanca kardeşim ile beraber büyüdük, ne var ki küçük kardeşimle aramdaki yaş farkı, benim hayata atılmam, onun hayat dönemleri derken çok fazla yanında olamadım, olamıyorum. Yine de her fırsatı iyi değerlendirmeye çalışıyorum.

Küçük kardeşimle ilgili çok ilginç bir nokta var ki, benim ne kadar hoşuma gidiyorsa, onun da o kadar hoşuna gitmiyor sanki. Ya da bir görüş bildirmekten uzak. Fiziksel olarak çocukluğu benim çocukluğuma benziyordu. Bu benzerlik kardeşler arasında çok anormal değil elbette ki. Fakat zaman geçtikçe, benim özel bir müdahelem olmasa da kardeşim benim gençliğimde yaptığım şeyleri hem benden daha erken, hem de daha istikrarlı ve daha iyi yapıyor. Belirli noktalarda ayrılsak da bir çok noktada çok benzer kararlar veriyoruz. Gerek ben gerekse aile bireylerim bu benzerlikleri işaret ettiğimizde haliyle biraz sıkılıyor. Açıkçası empati kurduğumda ben de sıkılacağımı düşünüyorum. Sürekli birilerinin yaptığınız şeyler için “aaa bunu da abin yapmıştı” şeklinde yaklaşması pek hoş olmasa gerek.

Yine de bu konu çok ilgimi çekiyor. Verdiği kararlarda benim ne kadar etkim var bilmiyorum fakat bazen o kadar aynı kararlar veriyor ya da aksiyonlarda bulunuyor ki, birbirinin aynısı ya da bu kadar benzeri olayların ortaya çıkmasına ihtimal veremiyorum.

Geçenlerde bir facebook profili edindi kendisine, daha sonra da sırasıyla friendfeed, twitter vs bir çok sosyal ağa katıldı. En son icraatı da bisiklet maceralarını yazdığı blogu oldu. ilk yazısı çok hoşuma gitti. Blogun haricinde friendfeed akışını da ilgiyle takip ediyorum.

Sizlere de takip etmenizi öneririm. Çünkü biliyorum ki her zaman olduğu gibi bu konuda da beni geçecektir. :)