Kışları az yağışlı ve soğuk, yazları ise sıcak

Ankara…

Yarın Ankara ‘dayız. Sevdiğimin en yakın arkadaşı evleniyor ve biz de düğüne gidiyoruz. Yarın sabah 8 otobüsü ile yola çıkacağız ve gece 2 otobüsü ile geri döneceğiz. Gönül cumartesiyi de Ankara ‘ da geçirip, gezip tozmak isterdi ya cumartesi boş değil. Fotoğraf makinası da babamda olduğundan bu geziye dair belgeleme yapamayacağım muhtemelen.

Bu blog işinde acemiyim. Sabah erken kalkacağımı bahane ederek bu seferlik kısa keseyim bari. Yazmak istediğim konular var ama önce biraz araştırma yapmam lazım. Ben bi Omerta ‘ya bakıp yatayım en iyisi.

yükleniyor...

Du’ bakalı nolcak?

Aslında herşeyi kendim yapmayı planlıyordum, biraz tembellik biraz da yoğunluktan dolayı mümkün olmadı. Siteye geçici olarak koyduğum ilerleme çubuğunu %10′ dan başlattım ve %11′ e bile gelemeyince, geçici de olsa bir çözüm bulmam gerektiğine karar verdim.

Bu kararlar biraz da aceleye geldi sanırım. İçerikten bahsedeyim dedim ne yazacağımı bilemedim. Zamanla oturur heralde.

Şimdilik bu kadar, Aziz Nesin’ in bir hikayesindeki arap karakterin lafıyla:

Du’ bakalı nolcak?

yükleniyor...

çok geç oldu biliyorum

Aslında gününü geçirdikten sonra yazmamayı düşündüm, sonradan yazmam gerektiğinde karar kıldım. Şöyle ki…

18 Nisan 2000 tarihi iki kişi için özel bir gün. Biri benim, diğeri de bir önceki blogda kendini belli etmiş zaten. Seyredenler bilirler, Magnolia‘ nın başında yaklaşık 10 dakikalık bir bölüm var. Tesadüfler üzerine. Magnolia da öyle bir filmdi. Başlı başına bir tesadüftü. Çok güzel bir tesadüf. İki hayatı birleştiren, ortak tek bir hayata dönüştüren bir tesadüf.

Hayatınızın çizgisini değiştiren bir tesadüf düşünün. Ertesi gün uyandığınızda hiç bir şey eskisi gibi değil. Eksikliğini hissettiğiniz parça yerine oturmuş. Kendinizi bir bütün gibi hissediyorsunuz…

Ben böyle hissetmiştim. Beraber mutlu ve uzun bir hayata!
Seni çok seviyorum Özge!

yükleniyor...

magnolia

Ne güzel filmdi o öyle. :) Gökyüzünden yağan kurbağalar nasıl da anlam katmıştı filme. Seyrederken ürperiyordu insan. Bi üşüme bi üşüme ki sormayın. Elleriniz buz kesiveriyordu bi anda. İyi ki ısıtan birisi varmış. İyi ki gidilmiş o filme. İyi ki sonuna kadar kalınmış. Öyle etkileyici öyle muhteşem bir başyapıtmış ki magnolia , etkisi hala sürmekte. Koca bi 3 sene geçmesine rağmen… Bi ömür de unutulmaz herhalde…

yükleniyor...

Ailevi gelişmeler

Ufak kardeşimle uzun zamandır konuşmuyodum. :) 22 yaşında bi eşek 12 yaşındaki başka bi eşeğe küsmüştü yani. Biraz önce geldi yanıma. “Barışalım mı?” dedi. Gel de barışma. E barıştık tabi. Ama barışırken bile gözdağı veriyordum. Ne var? Sadece temkinli oluyorum. ;)

Babam karalamalar’ dan haberdar oldu. Dün sabah koşarken mevzu bahis konusu oldu. Yakında buralarda bAbA lakaplı birisini görürseniz şaşırmayın. Babamdır muhtemelen. Şimdiden hoşgeldin babacığım. Okumanın haricinde yazdığını da görmek isterim. Okuyorsun diye dilimi sakınacağımı zannetme. Çok şapşal şeyler yazmıyorum ama belki de hiç karşılaşmadığın bir yönümle karşılacaksın. :)

yükleniyor...